13 Ağustos 2012 Pazartesi

Kupaysa Koy Sepete


Başlıkta da yazdığım gibi bu başlığı ilk duyduğumda Galatasaray UEFA Super Kupasını kazanmış yurda dönmüştü. Eskisi gibi her şey Galatasaray'da. Her taraftarda sürekli eski anılar canlanıyor bu aralar.

Dünkü maç ile ilgili konuşulacak o kadar çok şey var ki aslında. Teknik taktik konusunda çok iddialı değilim aslında. İzlediğim maçlarda kendi anladığımı anlatmak kafi geliyor bana.

Öncelikle stat seçiminden başlayalım. Erzurum yeni bir stat yapılmış ve iki büyük takım bu şehre gelmeyeli sanırım 10-11 yıl olmuştur. Rakım farkı, uzun sayılabilecek bir yol ve ilk defa oynayacakları bir stat. Organizasyon buraya kadar güzel bir seçimi hak ediyor. Sonrası hatta sonu ise tam bir felaketti. Platini'nin nostalji aşkı yüzünden sahadaki platform yerine futbolcuların şeref tribününde kupayı alması bana hep zul gelmiştir. Sıkışıklık içinde kupayı almaya gelen futbolcular, onlara dokunmaya çalışan insanlar, fotoğraf karesine girmeye çalışan ezikler kesinlikle kötü görüntü. Kupa alındıktan sonra ki kupa turu sağ olsunlar üstte ki fotoğrafı çeken arkadaşta sağ olsun futbolcular ile her yere koştular. Umarım bundan sonra daha düzenli işler bu sonlar.


Maç ile söyleyebileceğim ilk şey, hayatımda izlediğim en rahat Fenerbahçe maçı buydu. Sonunda galip geleceğimizden ilk dakikalarda emin olmuştum. Bunun ilk ışığı ise Bekir'in baskıyı görünce tekrar kalecisi Volkan'a oynayarak tehlike yaratan pozisyondu. Sonrasında önde baskı devam etti ve Fenerbahçe'nin orta saha defans bağlantısı son on yıldır bu kadar dökük gözükmemişti. Galatasaray ise bir o kadar bonkör gol kaçırıyordu. Volkan'ın sakatlanıp çıkması giren oyuncu Mert'in kötü defansına uyması sonuçta golü  getirdi. Sonrasında yine beceriksizce kaçırılan ataklar saç baş yoldurdu. Engin ise maçın ortalarından sonra çığırından çıktı resmen. İlk yarı oyundan alınmadan Kuyt'a gereksiz yaptığı faulle ard arda üç pas yapamayan Fenerbahçe'ye gol şansı sundu. Bilmiyorum kabul ederler mi ama Fenerbahçe'nin Galatasaray üzerinde bariz bir şansı var. Umulmadık şekilde gol atabiliyor bu takım bize.

İkinci yarının da bir farkı yoktu açıkcası. Üstün bir Galatasaray ama bitirişi yapamayan, üç pası beceremeyen Fenerbahçe, sinirlerine hakim olamayan Engin Baytar, Maestro Xelçuk İnan, Edirne'den içeri girince kararlarından emin olamayan Cüneyt Çakır.

Bir derbi de böyle sonuca ulaştı. Değişen şeyler ise yenme alışkanlığından uzaklaşan Fenerbahçe ve kendine güveni gelen Galatasaray.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder